Narcoleptic

Narcoleptic çalıyordu arkada. Brian Molko’nun sesi kulaklarındaydı. Uzanmıştı. Yorgundu. Fiziksel herhangi bir yorgunluğu olmamasına rağmen yatmak istiyordu. Uyuşmuştu. Jack Nicholson’ın oynadığı Guguk Kuşu adlı filmde sürekli yorgun olduğunu söyleyen deliye benzetti kendini. Gülümsedi. Delimiydi yoksa sadece Narcoleptic mi ? Bilemedi. İlgilenmedi de.

Reklamlar

Futbol

Bugün milli maçı izlemek için bir maç izleme salonuna gittik. Kahveye gittim işte anlayın. Neyse maç başladı. Pozisyonlar kaçtıkça küfürler futbolcuların yakın akrabalarına edilmeye başladı. Eben ile başlayan küfürler anan ve bacın diye ilerledi. Yediden yetmişe futbol kültürünün içimdeyiz. Ben bir hiçbir golf izlerken küfreden görmedim. Golf izleyen Türkte görmedim gerçi. Neyse. Küfürler devam ettikçe sinirlendim. Yenmek zorundamıydık ? Bizden daha yetenekli takımlar olamazmıydı ? Kendi futbolcusunun anasına bacısına küfreden zihniyeti anlayamadım. Destekle takımını yendin yenildin. Bunu niye hayat meselesi haline getiriyorsun. Ben farklı mıyım ? Bazen ufak tefek küfürler ettiğim doğrudur. Ben bir hiçbir şampiyonluğunu göremediğim Trabzonsporu tutuyorum lan anlayın kazanma konusuna ne kadar önem verdiğimi.

Pembe T-Shirt

Pembe tshirt giyen erkekleri zaman makinesiyle geçmişlerine gönderelim. Eğer geçmişteki kendileri olumlu bakarsa bu konuya bir şey diyemem. Ama kötü bakarlarsa hepsini bırakalım geçmişte. Çok kıllanıyorum herkesin pembeyi bu kadar çabuk benimsemesinden.

Yeni Ayakkabılar

Yeni ayakkabıları denerken gözüm eski ayakkabılarıma takıldı. Ben nasıl giyiyordum bunları diye geçirdim aklımdan. 1 yıl giymiştim bu ayakkabıları. 1 yılda çok şey yaşamıştım. Kafa olarak para verip alınan şeylere pek anlam yükleyen biri değildim. Ama içim acıdı. Yeni ayakkabılar nasıl da orospu çocuğu gibi duruyordu yıpranmış ayakkabılarımın yanında. Daha sonra alırım diyerek çıktım mağazadan. Çok duygusaldım.

Boş…

Kafasını yataktan kaldırmadan el yordamıyla telefonunu bulup saate baktı. Dakika kısmıyla ilgilenmiyordu. Yine akşam olmuş diye söylenerek yataktan doğruldu. Sigara altlığı diye tabir edilen sigara içmeden birşeyler atıştırmayı yersiz buluyordu. Sigarayı kahvaltıya altlık yapıyordu. Her sabah kalkıp sigara yaktığında annesini hatırlıyordu. Aç karnına içme derdi annesi. Sigarasını içip duşa girdi. Tembelliğinden beklenmeyecek kadar önem veriyordu temizliğine. Üzerini giyip dışarı çıktı. Hava kararmak üzereydi. Sokaklar işinden, okulundan eve dönen insanlarla doluydu. Onlar için gün bitmek üzereydi. Çalışmayı sevmiyordu. Ona göre gereksizdi. Babasından kalan bir miktar parayla iki yıldır idare ediyordu. Böyle devam etmeyeceğinin farkındaydı. Düşünmüyordu. Bir şeyleri geciktirmeyi alışkanlık edinmişti. Ona göre bir şeyi ertelemek en kolay çözümdü. Acıkmıştı. Midesinin yandığını hissetti. Her zaman gittiği kır pidecisine girdi. İki tane kır pidesi yeyip meyhaneye doğru yol aldı. İçeriye girdiğinde kimse dönüp bakmadı. Herkesin birbirini tanıdığı bir meyhaneydi. Birasını alıp en köşeye, herkesi görebileceği yere geçti. Her zaman ki gibi Neşet Ertaş çalıyordu. Biraz zaman sonra meyhanenin yarım akıllısı Lütfi amca gelip masasına oturdu. Lütfi amca kimsesizdi. Oğlunu vatana şehit verdikten sonra aklını oynatmıştı adamcağız. Herkesin masasına oturur birasını içer para vermezdi. Kimse para da sormazdı zaten. Geçmişi unutmak istiyorsan diye başlayan bir cümle kurdu Lütfi Amca birasını yudumlarken. Dinlememişti. Birasını bitirip çıktı. Sıkılmıştı. Herşeyden. Eve doğru yürüdü…

Karalama 1

Çizgi filmlerde mıknatıslar neden ” U ” şeklinde ? Ben hiç görmedim hayatımda öyle mıknatıs.

Gazeteye tersten başlayan candır.

Her arkadaş ortamında açılan klasik muhabbetlerden en bilineni ” abi sigarayı bırakmamız lazım yeaa ” şeklinde başlar. Aylık sigara tüketimi masrafının hesaplanmasıyla gelişir. O parayla araba alırdık diye biter. Bitmeyebilirde. Bilemedim.

Her konuda örneği olan insanlar var. ” Hee onu mu diyorsun dayım da var, sen ne diyorsun halamın oğlu da yapmıştı ” vs.. Aynen kaynımda da var diyesim geliyor.

Bitmez…